Otomotiv pazarında rekor beklentisi neden geri çekildi ve yeni satış tahmini kaç milyon oldu

Yılın ilk çeyreğinde otomotiv pazarında yaşanan durgunluk markaları strateji değişikliğine iterken Opel Türkiye Marka Direktörü Yiğit Yantaç pazarın geleceğine dair kritik açıklamalarda bulundu. Sene başında hedeflenen 1,4 milyonluk rekor beklentisi...

Yılın ilk çeyreğinde otomotiv pazarında yaşanan durgunluk markaları strateji değişikliğine iterken Opel Türkiye Marka Direktörü Yiğit Yantaç pazarın geleceğine dair kritik açıklamalarda bulundu. Sene başında hedeflenen 1,4 milyonluk rekor beklentisi yerini daha temkinli bir senaryoya bırakırken tüketicinin neden bekle-gör politikasına geçtiği ve pazarın yeni rotası tüm detaylarıyla netleşti.

Otomotiv sektörü 2024 yılına büyük umutlarla ve yeni rekor hedefleriyle başlamış olsa da yılın ilk çeyreğinden gelen veriler pazarın dinamiklerini değiştirdi. Geçtiğimiz yıl yakalanan 1 milyonluk satış barajının ardından bu yıl için telaffuz edilen 1,4 milyon adetlik tahminler, pazarın ilk çeyrekte sergilediği performans sonrası revize edilmeye başlandı. Opel Türkiye Marka Direktörü Yiğit Yantaç, sektördeki bu değişimi değerlendirerek markaların satış tahminlerini aşağı yönlü güncellediğini ifade etti.

Pazar tahminlerinde 100 bin adetlik büyük revize

Sektörün içinden geçtiği süreci ve güncel verileri paylaşan Yiğit Yantaç, sene başında öngörülen hedeflerin mevcut konjonktür gereği değiştiğini vurguladı. 2023 yılındaki başarıların ardından 2024 için beklentilerin oldukça yüksek olduğunu hatırlatan Yantaç, pazarın bugün geldiği noktayı şu sözlerle özetledi: “Bugün geldiğimiz noktada bu öngörüyü yaklaşık 100 bin adet aşağı çekiyoruz. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın yaşadığı gelişmeler nedeniyle pazarı yakından takip ediyor ve toplam beklentimizi yaklaşık yüzde 7,5 seviyesinde aşağı yönlü revize etmiş bulunuyoruz. Müşteri talebini erteledi. Şartların değişmesini bekliyor”

Yaşanan bu daralmaya rağmen pazarın hala güçlü bir potansiyel barındırdığını belirten Yantaç, yeni tahminlerin 1,3 milyon adet seviyesinde yoğunlaştığını dile getirdi. Rekor beklentisinin yerini daha dengeli bir sürece bıraktığını ifade eden direktör, “Bu yıl ön görü olarak rekor yok. Ama paralel bir pazar bekliyoruz. 1.3 milyon adet seviyeleri çok zor gözükmüyor” diyerek sektörün dirençli kalmaya devam edeceğinin sinyallerini verdi.

B segmenti büyürken elektrikli araçlarda pay ne olacak

Pazarın genelindeki daralmaya rağmen bazı segmentlerin pozitif yönde ayrıştığı görülüyor. Özellikle B-SUV segmentinde hareketliliğin sürdüğünü belirten Yiğit Yantaç, Opel Mokka gibi modellerin yer aldığı bu sınıfta hızlı bir büyüme ivmesi yakalandığını kaydetti. Buna karşılık C ve D segmentlerinde bir daralma yaşandığını ifade eden Yantaç, elektrikli araç pazarına dair de önemli bir projeksiyon sundu.

Elektrikli araç pazarında geçtiğimiz yıllardaki agresif büyümenin yerini daha stabil bir seyre bırakabileceğini söyleyen Yantaç, “Opel Grandland’ın da yer aldığı elektrikli araç segmentinde büyüme devam etmeyebilir. Ama paralel bir elektrikli araç pazarıyla karşı karşıya kalabiliriz. Elektrikli binek araç pazarının toplam otomobil pazarından alacağı pay yüzde 20 seviyesinde olur” dedi. Bu durum, otomotiv dünyasındaki dönüşümün devam edeceğini ancak hızının pazar şartlarına göre şekilleneceğini gösteriyor.

Yeni bir stok krizi ve lojistik riskler mi geliyor

Otomotiv dünyasının en büyük endişelerinden biri olan tedarik ve stok sorunları, küresel gelişmelerle birlikte yeniden gündeme geldi. Yiğit Yantaç, önümüzdeki dönemde stok yönetimi başarılı olan markaların rekabette bir adım öne çıkacağını belirtti. Savaşın etkileriyle bir yokluk dönemi ihtimali üzerinde duran Yantaç, bu durumun pandemi dönemiyle karıştırılmaması gerektiğini ifade etti.

Tedarik zincirindeki mevcut durumu analiz eden Yantaç, riskleri ve beklentilerini şu ifadelerle aktardı: “Savaş etkisiyle bir yokluk dönemi olacak. Fakat bu dönem pandemi gibi olmayacak. Pandemi dönemine benzer bir sürece gireceğimizi düşünmüyorum. Tedarik tarafına baktığımızda şu anda çok büyük kısıtlar ya da ciddi sıkıntılar görünmüyor. Ancak Avrupalı üreticiler açısından üretim maliyetlendirmesi ve yeni lojistik güzergâhların oluşturulması gibi başlıklarda, kendi üretimleri kadar tedarikçileri de kapsayan bazı riskler olabilir. Kayıplarımızın daha sınırlı olduğunu söyleyebilirim. Ancak bu durumun önümüzdeki dönemde nasıl evrileceği, sürecin ne kadar uzun süreceğiyle doğrudan bağlantılı”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.