Bir saksı çiçeği koca bir odayı tek başına nasıl aydınlatıyor ve bu mucizevi buluşun arkasında hangi soru yatıyor
Türkiye’de akademisyen ve mühendislerden oluşan beş kişilik bir ekip, küçük bir çocuğun merakıyla başlayan serüvende saksı bitkilerini birer enerji santraline dönüştürmeyi başardı. Tek bir bitkiyle 25 metrekarelik odayı rahatlıkla aydınlatan ve “biyopil” adı verilen bu çevreci teknoloji, ağır metallere dayalı batarya sistemlerine meydan okuyarak yenilenebilir enerji dünyasında tüm dengeleri değiştirmeye hazırlanıyor.
Türkiye’nin enerji geleceğine ışık tutacak devrim niteliğinde bir çalışma, Bolu ve Ankara’dan bir araya gelen akademisyen, mühendis ve mimarların ortak çabasıyla hayata geçti. Saksı bitkilerinden elektrik üretmeyi başaran ekip, geliştirdikleri sistemle bir odanın aydınlatma ihtiyacını tamamen doğal yollarla karşılayabiliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yeni ve sürdürülebilir bir alternatif sunan bu proje, özellikle küçük ölçekli enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında devasa bir potansiyel barındırıyor. Projenin ilerleyen aşamalarında ise büyük ölçekli peyzaj çalışmaları, telsiz ve telefon şarj üniteleri ile savunma sanayisine yönelik enerji çözümlerinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Her şey 5. sınıf öğrencisinin o meraklı sorusuyla başladı
Bu heyecan verici projenin fitilini ateşleyen şey, laboratuvar çalışmaları veya teknik raporlar değil, 5’inci sınıfa giden bir çocuğun annesine yönelttiği sade bir soru oldu. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aysun Tuna, projenin başlangıç hikayesinin tamamen bir aile sohbetine dayandığını ifade etti. Tuna, bu süreci şu sözlerle aktardı: “Aslında ilk başlangıç nüvesini oğlum attı diyebilirim, 5’inci sınıfta, ‘Neden bitkilerden enerji üretemiyoruz’ sorusuyla başlayan bir serüvende, aynı zamanda proje ekibi üyemiz Nurettin Çek ve çok değerli mühendisimizle birlikte bir proje ortaklığına girmiş bulunduk.”
Doç. Dr. Aysun Tuna, 2018 yılından bu yana bu fikir üzerine yoğunlaştıklarını belirterek, dünyanın ortak sorunu olan enerji kavramına farklı bir bakış açısı getirmek istediklerini dile getirdi. Tuna, projenin felsefesini şu cümlelerle açıkladı: “Yaklaşık 2018 yılından itibaren bu çalışma kafamızda vardı. Aslında şu an temel konumuz ve bütün dünyanın ortak noktada bulunduğu konu, enerji kavramı. Biz şu an yenilebilir enerji olarak belli kaynakları kullanabiliyoruz. Bildiğiniz üzere güneş ve rüzgar veya diğer madenler gibi. Tabii ki yapılan çalışmalar var ama doğal peyzajın en önemli özelliklerinden, unsurlarından biri olan bitkilerin de bu kapsamda çok düşünülmemiş olduğunu biliyoruz. ‘Bir bitki enerji altyapısına dönüşebilir mi?’ sorusuyla başlayan bir proje aslında bu.”
Doğa dostu teknoloji biyopil nedir ve ne işe yarar
Günümüzde akıllı telefonlardan elektrikli araçlara kadar hayatımızın her alanında yer alan bataryalar; lityum, nikel ve kobalt gibi ağır metallerden üretiliyor. Bu maddeler her ne kadar enerji ihtiyacını karşılasa da, üretim ve atık süreçleri doğa üzerinde geri dönülemez tahribatlara yol açıyor. İşte tam bu noktada devreye giren biyopil teknolojisi, ağır metaller yerine tamamen doğal ve çevre dostu materyalleri kullanıyor. Bakteriler, şeker, ahşap lifleri ve bitkilerin kullanıldığı bu teknoloji, ekolojik dengeyi bozmadan enerji elde etmenin en saf yollarından birini sunuyor.
Tek bir bitkiyle 25 metrekarelik bir oda nasıl aydınlanıyor
Sistemin teknik detaylarını ve ulaşılan başarıyı anlatan Yüksek Mühendis Nurettin Çek, fotosentez sürecini doğrudan elektriğe dönüştürdüklerini vurguladı. Bu çalışmanın temelinde herkesin okul yıllarından bildiği limon ve patates deneylerinin yattığını ancak teknolojiyi çok daha ileri bir seviyeye taşıdıklarını belirten Çek, elde edilen verileri paylaştı: “Bu bir biyopil olarak adlandırılabilir. Geçmişte zaten limon ve patatesten enerji üretimi bunun temeliydi. Biz bu sistemleri biraz daha ilerlettik. Şu an üretmiş olduğumuz sistemde tekniğin bilinen durumuna kıyasla 4,7 kat daha yüksek enerji üretimi ortaya koymuş bulunmaktayız. Şu an sistemimiz özellikle LED’li aydınlatma yapma özelliğine sahip ve 25 metrekare bir odayı rahatlıkla aydınlatabilmektedir. Bu sistemler aydınlatma teknolojilerinde LED’ler yoluyla sensör uygulamalarında düşük güçlü sensörleri takip etmede onların enerjisini karşılamada yaygın kullanım alanına sahip olacağını öngörüyoruz.”
Bilim dünyasında ses getiren beş kişilik dev ekip
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aysun Tuna’nın yürütücülüğünü üstlendiği bu önemli projede, alanında uzman isimler bir araya geldi. Akademisyenler, mühendisler ve mimarlardan oluşan bu güçlü çalışma grubunda Prof. Dr. Ayhan Orhan, Doç. Dr. Ali Çelik, Malzeme ve Metalurji Yüksek Mühendisi Nurettin Çek, Mekatronik Yüksek Mühendisi Selman Sezer ve Mimar Gamze Tekin yer alıyor. Ekip, bitkilerin yeşil gücünü elektrik enerjisine dönüştürerek Türkiye’nin yerli ve milli enerji teknolojilerine yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor.
BENZER HABERLER
Samsung piyasa değerinde 1 trilyon dolar barajını nasıl aştı ve teknoloji dünyasında neler değişiyor
5 ay önce
Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi YILDIRIMHAN ne zaman sahaya iniyor ve 6 bin kilometre menzilli dev roketin özellikleri nelerdir
5 ay önce