Yeryüzünden yüzlerce kilometre uzaktayken baba olmak nasıl bir duygu

Uluslararası Uzay İstasyonu'na doğru nefes kesen bir yolculuğa çıkan Crew-13 ekibinin Kanadalı astronotu Joshua Kutryk, yörüngedeki kritik görevini sürdürürken üçüncü evladının dünyaya gelişine uzay boşluğundan şahitlik edecek. Uzay araştırmalarında insan...

Uluslararası Uzay İstasyonu’na doğru nefes kesen bir yolculuğa çıkan Crew-13 ekibinin Kanadalı astronotu Joshua Kutryk, yörüngedeki kritik görevini sürdürürken üçüncü evladının dünyaya gelişine uzay boşluğundan şahitlik edecek.

Uzay araştırmalarında insan sınırlarını zorlayan yeni bir serüven başladı. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi, uzun soluklu yörünge araştırmalarını yürütmek üzere oluşturduğu dört kişilik yeni ekibi başarıyla uzaya gönderdi. Florida kıyılarındaki Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu’ndan ateşlenen iki kademeli Falcon 9 roketi, taşıdığı Crew Dragon kapsülüyle birlikte gökyüzünü aydınlattı. Mürettebat, fırlatmanın ardından yaklaşık sekiz saatlik akıcı bir uçuş gerçekleştirerek Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlendi. Kapıların açılmasıyla birlikte yeni gelenler, aylardır orada çalışmalarını sürdüren yedi kişilik deneyimli ekiple kucaklaştı.

Dünyadan uzakta gelen en özel müjde

Görev için yola çıkan ekibin en dokunaklı hikayesi ise Kanadalı astronot Joshua Kutryk’a ait. Yörüngede mikro yerçekimi altında görev yapacak olan 44 yaşındaki deneyimli astronot, Dünya’ya döndüğünde ailesinin daha da büyüdüğünü görecek. Halihazırda 5 ve 7 yaşlarında iki evladı bulunan astronotun eşi Heather, yaklaşık iki ay sonra ailenin üçüncü bebeğini kucağına alacak. Kutryk, baba olma heyecanını yeryüzünün yüzlerce kilometre yukarısında, istasyonun pencerelerinden Dünya’yı izleyerek yaşayacak.

Zorlu ayrılık anını ve hissettiği duygusal yoğunluğu fırlatma öncesinde takipçileriyle paylaşan Kanadalı astronot, “Bu üçünü (artı yoldaki birini) geride bırakmak şimdiye kadar yaptığım en zor şey.” ifadelerini kullandı. Kutryk açıklamasında tarihi bir kaşifin hislerine sığınarak, “Ancak keşif her zaman böyle olmuştur. Fridtjof Nansen’in Kuzey Kutbu’na doğru yola çıkışını anlatırken kullandığı sözler aklımda yankılanıyor: ‘Arkamda hayatta değer verdiğim her şeyi bırakmıştım. Peki önümde ne vardı? Mutlu çocuk, hayatın ne olduğunu henüz bilmiyorsun; ne kadar tuhaf bir şekilde birbirine karışmış ve değişimlerle dolu… ve şimdi, eve veda vakti. Yolculuğun en karanlık saatiydi.'” sözleriyle vedasını özetledi.

Mürettebatın lideri tarihe geçti

Crew-13 misyonu sadece duygusal anlarıyla değil, kırdığı rekorlarla da adından söz ettiriyor. Dört kişilik takımın komutasını 38 yaşındaki jeoloji uzmanı Jessica Watkins üstleniyor. Bu uçuşla birlikte ikinci defa uzayın derinliklerine adım atan Watkins, Crew Dragon aracıyla iki farklı sefere çıkan ilk NASA astronotu unvanını elde etti. Uçuşun pilot koltuğunda eski bir askeri test pilotu olan 47 yaşındaki Luke Delaney otururken, görev uzmanı rollerini ise uzaya ilk kez ayak basan Kanadalı eski savaş pilotu Kutryk ile denizaltı teknolojileri uzmanı Rus mühendis Sergey Teteryatnikov paylaşıyor.

İnsan sağlığının sınırları mercek altına alınacak

Futbol sahasını andıran devasa büyüklüğüyle insan elinden çıkmış en büyük yörünge laboratuvarı konumundaki istasyonda, ekibi oldukça yoğun bir bilimsel takvim bekliyor. ABD ve Rusya öncülüğünde çok uluslu bir konsorsiyumla kesintisiz işletilen tesiste yeni ekip, ağırlıklı olarak yerçekimsiz ortamın insan biyolojisi üzerindeki etkilerini araştıracak. Deneyler kapsamında kan akışının dinamikleri, pıhtılaşma mekanizmaları ve uzun uzay seyahatlerinin insan bünyesine getirdiği zorluklar incelenerek gelecekteki derin uzay keşifleri için kritik sağlık verileri toplanacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.